Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız Kimdir? | Kalp ve Damar Cerrahisi

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız'ın biyografisi. Eğitim hayatı, akademik çalışmaları, Varis, Lenfödem, Lipödem ve Venöz Ülser uzmanlık alanları.
Girişimsel Damar Tedavileri | Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız | İstanbul

1972 İstanbul doğumlu Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız, Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanıdır. Akademik ve klinik kariyerini, kalp cerrahisindeki çalışmalarının ardından venöz (toplardamar) ve lenfatik sistem hastalıkları üzerine yoğunlaştırmıştır.

Eğitim ve Akademik Geçmiş

Prof. Dr. Yıldız, tıp eğitimini 1996'da İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tamamlamıştır. Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını ise 2004'te İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde bitirmiştir.

Akademik kariyerinde 1997-2004 yılları arasında İÜ Kardiyoloji Enstitüsü'nde Araştırma Görevlisi, 2005-2009 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi ve Yardımcı Doçent Doktor olarak görev yapmıştır. 2013'te Doçent, 2023'te ise Profesör unvanlarını almıştır.

Uluslararası Deneyim ve Bilimsel Çalışmalar

Prof. Dr. Yıldız, yurt dışında da akademik çalışmalarda bulunmuştur. 2009'da Amerika Birleşik Devletleri'nde (VA Boston Healthcare System ve Children’s Hospital Boston) doku mühendisliği, kök hücre ve yapay kalp destek sistemleri üzerine araştırmalar yapmıştır. 2012'de ise Almanya'da (Heart and Diabetes Center NRW) Uzman Doktor olarak çalışmıştır.

Bilimsel faaliyetleri arasında, yerli ve yabancı akademik dergilerde yayınlanmış 80'in üzerinde makale, kongrelerde sunulmuş 100'den fazla sözlü bildiri ve 3 adet sözlü sunum ödülü bulunmaktadır.

Mesleki Görevler ve Projeler

Kariyeri boyunca çeşitli projelerde yer almıştır. 2006'da Yeditepe Üniversitesi'ndeki ilk yapay kalp destek cihazı uygulamasını yapan cerrahi ekipte bulunmuş ve yapay kalp projesinde çalışmıştır. 2012'de Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünün kuruluş çalışmalarına katılmıştır.

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği (TKDCD) bünyesinde 2018'de Cerrahi Yara Bakımı Çalışma Grubu Başkanlığı ve 2021'de ilgili kılavuz kitabında editörlük yapmıştır. 2014 yılında TKDCD'den Mesleki Yeterlilik Belgesi almıştır. 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde açık sternal yaraların VAC terapi ile tedavisi uygulamalarında bulunmuştur.

Araştırma Odak Alanları ve Patent Başvurusu

Klinik çalışmalarının yanı sıra, 2010 yılında kardiyak ve damar kök hücre uygulamaları üzerine sunumlar yapmıştır. Aziz Sancar Genetik Merkezi ile ortak yürütülen “Kronik venöz yetersizlik (Varis) tanı ve takibinde kullanılmak üzere genetik (miRNA) biyobelirteçler” başlıklı çalışma için patent başvurusunda bulunmuştur. Bu çalışma, 2020'de Doktorclub Awards Türkiye'de cerrahi bilimler kategorisinde finalist olarak seçilmiştir. Profesörlük unvanı, venöz yetersizlik tedavisinde kullanılan bir ilaç üzerine yürüttüğü Faz 3 ilaç çalışması sonrasında verilmiştir.

Klinik İlgi Alanları ve Tedavisi Yapılan Hastalıklar

Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız, 17 yıllık erişkin ve pediatrik kalp cerrahisi deneyiminin ardından, son 12 yıldır klinik pratiğini venöz ve lenfatik sistem hastalıkları üzerine yoğunlaştırmıştır. Bu alanlarda akademik ve bilimsel çalışmalarına devam etmektedir.

Atardamar Hastalıkları Tedavisi

Bu alan, Ateroskleroz (damar sertleşmesi), Anevrizmalar (damar duvarında anormal genişleme) veya Periferik Arter Hastalığı (genellikle bacak atardamarlarındaki tıkanıklıklar) gibi durumların tanı ve tedavisini kapsar. Özellikle diyabet (şeker hastalığı) ile ilişkili olarak gelişen ve uzuv kaybı riski taşıyan diyabetik ayak yaralarının yönetimi bu alanın önemli bir parçasıdır.

Varis Tedavisi (Kronik Venöz Yetmezlik)

Varis, toplardamarlardaki kapakçıkların bozulması sonucu kanın geriye kaçması (venöz reflü) ile oluşan bir dolaşım bozukluğudur. Tanı, Renkli Doppler Ultrasonografi ile konulur. Tedavi, altta yatan ana damar (genellikle Vena Safena Magna) yetmezliğini hedef alır. Kullanılan güncel endovenöz (damar içi) yöntemler arasında, damarı içeriden ısı ile kapatmayı amaçlayan Endovenöz Lazer Ablasyonu (EVLA) ve Radyofrekans Ablasyonu (RFA) gibi termal yöntemler; damarı kimyasal olarak kapatan Köpük Skleroterapisi ve damarı tıbbi bir yapıştırıcı ile kapatan Siyanoakrilat tedavisi bulunmaktadır.

Lenfödem Tedavisi

Lenfödem, lenfatik sistemdeki doğumsal (primer) veya sonradan edinilmiş (sekonder - örn: kanser cerrahisi sonrası, enfeksiyon, travma) bir bozukluk nedeniyle lenf sıvısının dokularda birikmesidir. Bu durum, kol veya bacaklarda kronik, ilerleyici şişlik (ödem) ile karakterizedir. Tedavisi, hastalığı 'yönetmeyi' amaçlayan kronik bir süreçtir. Temel yaklaşım, 'Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi' (KBF) olarak bilinir; bu, Manuel Lenf Drenajı (MLD), çok katlı kompresyon (basınç) bandajlaması, özel cilt bakımı ve egzersizleri içerir. Drenajı destekleyici teknolojik cihazlar da bu süreçte kullanılabilmektedir.

Lipödem Tedavisi

Lipödem, genellikle bacaklarda (bazen kollarda) simetrik, ağrılı ve anormal yağ dokusu birikimiyle karakterize olan kronik bir yağ dokusu hastalığıdır. Genellikle diyet ve egzersize dirençlidir. Varis ve lenfödemden farklı bir durum olmakla birlikte, ileri evrelerde lenf sistemine baskı yaparak 'Lipo-Lenfödem' adı verilen ikincil bir lenfödeme de yol açabilir. Tedavisi multidisipliner olup, semptomları (ağrı, hassasiyet) hafifletmeyi, lenfatik drenajı desteklemeyi (KBF yöntemleri) ve anormal yağ dokusunu yönetmeyi amaçlar.

Kılcal Damar Tedavisi (Telenjiektazi)

Telenjiektazi (örümcek damarlar), cildin yüzeyel katmanlarındaki milimetrik, kırmızı-mor renkli ince damar genişlemeleridir. Yüzde veya bacaklarda görülebilirler. Altta yatan bir venöz yetmezliğin (varis) habercisi olabilecekleri gibi, tamamen bağımsız (hormonal, genetik) nedenlerle de oluşabilirler. Tedavilerinde amaç genellikle kozmetiktir. Yüzeysel oldukları için damar içi yöntemler yerine, Transdermal Lazer (cilt üzerinden uygulanan lazer) sistemleri veya çok ince iğnelerle yapılan Mikro-Skleroterapi kullanılmaktadır.

Ayak Bileği Yara Tedavisi (Venöz Ülser)

Venöz ülser, ileri evre kronik venöz yetmezliğin (varis hastalığı) en ciddi komplikasyonudur. Bacakta (genellikle ayak bileği iç kısmında) artan kronik damar basıncı (venöz hipertansiyon) nedeniyle doku beslenmesinin bozulması sonucu açılan, iyileşmesi zor, kronik yaralardır. Tedavisi iki aşamalıdır: 1) Altta yatan venöz yetmezliğin (varisin) endovenöz lazer (EVLA) veya radyofrekans (RFA) ile mutlaka tedavi edilmesi. 2) Yaranın kendisine yönelik modern yara bakımı, kompresyon tedavisi ve doku onarımını hızlandırmayı amaçlayan rejeneratif yöntemler (Kök Hücre, ESWT-Şok Dalga Tedavisi).

Derin Ven Trombozu (Derin Toplardamar Tıkanıklığı)

Derin ven trombozu (DVT), bacaklardaki ana derin toplardamarların (yüzeyel varis damarlarının aksine) bir kan pıhtısı (trombus) ile aniden tıkanması durumudur. Akut dönemde bacakta ani şişme ve ağrı yapar. Hayati tehlikesi, bu pıhtının yerinden koparak akciğere gitmesi (Pulmoner Emboli) riskidir. Tedavisi, akut dönemde kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaçları veya bazen pıhtı eritici (trombolitik) tedavileri içerir. Kronik dönemde ise bu pıhtının damara verdiği hasar (Post-Trombotik Sendrom) yönetilir.

Diyabetik Ayak (Atardamar Tıkanıklığı)

Bu alan, diyabetin (şeker hastalığı) neden olduğu atardamar (arter) tıkanıklıkları (Periferik Arter Hastalığı) sonucu gelişen ve uzuv kaybı (amputasyon) riski taşıyan diyabetik ayak yaralarının yönetimini kapsar. Diyabet ayrıca sinir hasarına (nöropati) da yol açarak yara oluşumunu kolaylaştırır. Tedavi multidisipliner olup, kan şekerinin düzenlenmesi, yara bakımı, enfeksiyon kontrolü ve tıkalı atardamarların açılması veya ESWT (Şok Dalga Tedavisi) gibi yeni damar oluşumunu (anjiyogenez) destekleyen yöntemleri içerir.

Buerger Hastalığı (Tromboanjiitis Obliterans)

Buerger hastalığı, özellikle sigara kullanımı ile güçlü bir ilişkisi olan, el ve ayaklardaki küçük ve orta boy atardamarları (bazen toplardamarları da) tıkayan iltihaplı (enflamatuar) bir damar hastalığıdır. Genç erkeklerde daha sık görülür. Parmaklarda şiddetli ağrı, soğukluk, morarma ve ilerleyen dönemlerde iyileşmeyen yaralara (gangren) yol açabilir. Tedavinin mutlak temeli sigaranın bırakılmasıdır. İlaç tedavileri ve rejeneratif (kök hücre, ESWT) yaklaşımlar da kan akışını artırmak için kullanılabilir.

Damar Hastalıkları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Varis nedir? Kimlerde görülür?

Varis, toplardamarların (venlerin) genişlemesi, uzaması ve bükümlü hale gelmesidir. Temel nedeni, toplardamarlar içindeki kapakçıkların düzgün çalışmamasıdır (venöz yetmezlik). Bu kapakçıklar bozulduğunda, kan kalbe doğru tek yönlü akmak yerine geriye doğru kaçar (reflü) ve bacaklarda göllenerek damar basıncını artırır. Genetik yatkınlık, uzun süre ayakta durmayı gerektiren meslekler, hamilelik ve obezite gibi faktörler görülme sıklığını artırır.

Son yıllarda varis hastalığında neden artış var?

Varis hastalığındaki artışın nedenleri arasında modern yaşam tarzı değişiklikleri (sedanter yaşam, ofis ortamında uzun süre oturma), toplumda artan obezite sıklığı ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler gibi faktörler gösterilmektedir.

Varis hastalığının tanısı nasıl konur? Varis hastalarındaki şikayetler nelerdir?

Varis hastalığının tanısında altın standart, ağrısız ve hızlı bir yöntem olan Renkli Doppler Ultrasonografi'dir. Bu yöntemle damarların çapı, kapakçıkların çalışıp çalışmadığı ve kanın geriye kaçıp kaçmadığı (reflü) net olarak görülür. Hastalardaki başlıca şikayetler bacaklarda ağrı, ağırlık hissi, gün sonuna doğru artan şişlik (ödem), gece krampları, kaşıntı ve huzursuz bacak sendromu belirtileridir.

Varis, kozmetik bir sorun mu yoksa hastalık mı?

Varis, her ikisi de olabilir. İnce, ağrı yapmayan kılcal damarlar (telenjiektaziler) genellikle kozmetik bir sorun olarak kabul edilir. Ancak, altta yatan bir damarda kapak yetmezliği (venöz yetmezlik) varsa ve bu durum ağrı, şişlik, kramp gibi şikayetlere veya ciltten kabarık damarlara yol açıyorsa, bu durum bir dolaşım bozukluğudur ve "hastalık" olarak kabul edilir.

Varis hastalığı tedavi edilmezse ne olur?

Tedavi edilmeyen venöz yetmezlik ilerleyici bir durumdur. İleri evrelerde, artan damar basıncı nedeniyle ciltte renk değişikliği (hiperpigmentasyon), cildin sertleşmesi (lipodermatoskleroz), damar içinde pıhtı oluşumu (yüzeysel tromboflebit) veya en ciddi aşamada iyileşmeyen bacak yaralarına (venöz ülser) yol açabilir.

Diyabetik ayak nedir?

Diyabet (şeker hastalığı) hastalarında, uzun süreli yüksek kan şekerinin hem sinirlere (nöropati) hem de atardamarlara (periferik arter hastalığı) verdiği hasar sonucu ayaklarda açılan yaralara verilen genel isimdir. Sinir hasarı nedeniyle hasta yarayı fark etmeyebilir, damar hasarı nedeniyle de yara iyileşmez. Ciddi enfeksiyon ve uzuv kaybı (amputasyon) riski taşır.

Bacak toplardamarında gelişen pıhtı (DVT) beyne gider mi?

Bacaklardaki derin toplardamarlarda (DVT - Derin Ven Trombozu) oluşan pıhtı (tromboz) yerinden koptuğunda, kan dolaşımıyla (vena kava) kalbin sağ tarafına ve oradan da akciğer atardamarına giderek "Pulmoner Emboli" (akciğer pıhtısı) adı verilen hayati tehlikesi olan bir duruma yol açar. Pıhtının beyne gitmesi (stroke) ise ancak kalpte "septal defekt" (delik) gibi anormal bir geçiş varsa mümkündür; tipik ve en tehlikeli rotası akciğerlerdir.

Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız'ın kariyeri, erişkin ve pediatrik kalp cerrahisinden, son yıllarda odaklandığı venöz ve lenfatik sistem hastalıklarına uzanan bir süreci kapsamaktadır. Yürüttüğü bilimsel araştırmalar, aldığı patent başvuruları ve akademik yayınları, özellikle kronik venöz yetmezlik ve cerrahi yara bakımı alanlarındaki faaliyetlerini göstermektedir.

Yorum Yap